<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>Tıp Fakültesi</title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12397/2296</link>
<description/>
<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 12:15:48 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-04-09T12:15:48Z</dc:date>
<image>
<title>Tıp Fakültesi</title>
<url>https://acikerisim.deu.edu.tr:443/xmlui/bitstream/id/8f58bad0-d22f-42de-97b7-cdc1d1a8cd4f/</url>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12397/2296</link>
</image>
<item>
<title>İkiz Gebeliklerde Fetal ve Maternal Sonuçların Değerlendirilmesi</title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12397/13458</link>
<description>İkiz Gebeliklerde Fetal ve Maternal Sonuçların Değerlendirilmesi
ARTUNÇ ÜLKÜMEN, Burcu; PALA, Halil Gürsoy; ÇALIK, Esat; KOYUNCU, Faik Mümtaz
Amaç: İkiz gebelikler tüm gebeliklerin %1-2’sini, perinatal mortalitenin ise %10-15’ini oluşturmaktadır. Perinatal mortalite ve morbidite başlıca prematür eylem nedeni ile ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada kliniğimizde doğumu gerçekleşen ikiz gebeliklerin&#13;
maternal ve fetal sonuçların değerlendirilmesi amaçlanmıştır.&#13;
Gereç ve Yöntem: Ocak 2012-Mayıs 2014 tarihleri arasında kliniğimizde doğum&#13;
yapmış 47 ikiz gebelik olgusunun dosya kayıtları incelenerek maternal yaş, doğum&#13;
sırasında ortalama gebelik haftası, ortalama doğum kilosu, yenidoğan yoğun bakım&#13;
ihtiyacı olup olmadığı, bebeklerin 1. ve 5. dakika Apgar skorları değerlendirildi.&#13;
Sonuçlar ortalama ± standart sapma olarak ifade edildi.&#13;
Bulgular: İkiz gebelik sıklığı %1,6 olarak tespit edildi. Ortalama maternal yaş 30,19 ±&#13;
5,59 (aralık: 18-45), ortalama gravida 2,35 ± 1,70, ortalama parite 0,95 ± 1,27, doğum&#13;
sırasında ortalama gebelik haftası 33,43 ± 6,02 (aralık: 29-39) olarak tespit edildi.&#13;
Olguların %19,14’de (9 olgu) hipertansiyon mevcuttu. Olguların %14,9’u (7 olgu) ise&#13;
diyabet ile komplike idi. Yenidoğan doğum kiloları ortalama 2263,97 ± 585,85 gr&#13;
(aralık: 820-3670 gr), 1.dakika Apgar skorları 8,50 ± 1,80 ve 5.dakika Apgar skorları 8,54 ± 1,25 olarak bulundu. Yenidoğan bebeklerin %20’sinde yenidoğan bakım ihtiyacı oldu; %10 bebekte solunum yolu ile ilgili komplikasyonlar gelişti.&#13;
Sonuç: İkiz gebelikler halen perinatal ve maternal morbidite nedenidir. Bu gebelikler&#13;
normal popülasyona göre daha sık diyabet ve hipertansiyon ile komplike olmaktadır.&#13;
Perinatal sonuçlar özellikle doğum haftası ile ilişkilidir.; Objective: Twin pregnancies account for 1-2% of all pregnancies and for 10-15% of&#13;
perinatal mortality. Perinatal mortality and morbidity occurs mainly due to preterm&#13;
birth. With this study, we aimed to analyse the fetal and maternal outcomes of twin&#13;
pregnancies who gave birth in our clinic.&#13;
Material and Method: The file records of 47 twin pregnancies giving birth in our clinic&#13;
between January 2012 and May 2014 were analysed and the data about the maternal&#13;
age, gestational age, mean fetal birth weight, the need of the admission to neonatal&#13;
intensive care unit, the Apgar scores at 1 and 5th minutes was evaluated. The results&#13;
were expressed as mean ± standard deviation.&#13;
Results: The incidence of twinning was 1.6%. Mean maternal age was 30.19 ± 5.59 (range: 18-45), mean gravidity was 2.35 ± 1.70, mean parity was 0.95 ± 1.27, mean&#13;
gestational week during labor was 33.43 ± 6.02 (range: 29-39). 9 cases (19.14%) were&#13;
complicated with hypertension and 7 cases (14.9%) were complicated with diabetes.&#13;
The mean birth weights of newborns were 2263.97 ± 585.85 gr (range: 820-3670 gr);&#13;
Apgar scores at 1. and 5.minute were 8.50 ± 1.80 and 8.54 ± 1.25 respectively. 20% of&#13;
newborns needed treatment at the neonatal intensive care unit and 10% of newborns&#13;
developed complications regarding the respiratory system.&#13;
Conclusion: Twin pregnancies are still a cause of perinatal and maternal morbidity.&#13;
These pregnancies are complicated more commonly with diabetes and hypertension,&#13;
compared with singleton pregnancies. Perinatal outcomes are especially related to the&#13;
gestational age
</description>
<pubDate>Tue, 01 Jan 2013 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/20.500.12397/13458</guid>
<dc:date>2013-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Semptomatik Servikal Diskopatili Hastalarda, Floroskopi Eşliğinde Uygulanan Epidural Kortikosteroidlerin, Hastaların Ağrı Değerleri Üzerine Etkileri</title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12397/13454</link>
<description>Semptomatik Servikal Diskopatili Hastalarda, Floroskopi Eşliğinde Uygulanan Epidural Kortikosteroidlerin, Hastaların Ağrı Değerleri Üzerine Etkileri
YEKTAŞ, Abdulkadir; GÜMÜŞ, Funda; ERKALP, Kerem; ALAGÖL, Ayşin
Amaç: Semptom veren servikal diskopatisi olan hastalarda, Servikal İnterlaminar&#13;
Epidural Steroid Enjeksiyonu (SİESE)’unun Visual Analogua Scale (VAS) değerleri&#13;
üzerine etkilerini incelemeyi amaçladık.&#13;
Yöntemler: 01 Şubat 2011 – 01 Temmuz 2012 tarihleri arasında, 45 hastada&#13;
semptomatik servikal diskopatiye bağlı radikülopati tedavisinde uyguladığımız&#13;
SİESE'nin, VAS değerleri üzerine olan etkilerini geriye dönük olarak inceledik. Hastalar&#13;
yan yatar pozisyonda iken C7-T1 aralığından floroskopi eşliğinde Low-rezistans&#13;
tekniği ile epidural aralığa 80 mg triamsinolon ve 3 mL serum fizyolojik karışımı&#13;
toplam 5 mL volüm içinde enjekte edildi.&#13;
Bulgular: Servikal interlaminar epidural steroid enjeksiyonu uygulaması sonrası&#13;
hastaların VAS skorları bazal VAS skorlarına göre istatistiksel olarak anlamlı düşüktü.&#13;
SİESE sonrası başarı oranları sırasıyla 1. hafta %85, 1. ay %95, 6. ay %89 ve 1. yıl&#13;
%89'du.&#13;
Sonuç: Servikal interlaminar epidural steroid enjeksiyonu uygulaması semptomatik&#13;
diskopati tedavisinde etkili bir yöntemdir ve hasta memnuniyetini arttırır.
</description>
<pubDate>Tue, 01 Jan 2013 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/20.500.12397/13454</guid>
<dc:date>2013-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Tip 1 diyabetli çocuk ve adölesanlarda böbrek hasarının erken bulgularının araştırılması: Nötrofil jelatinaz ilişkili lipokalin bir belirteç olabilir mi?</title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12397/13450</link>
<description>Tip 1 diyabetli çocuk ve adölesanlarda böbrek hasarının erken bulgularının araştırılması: Nötrofil jelatinaz ilişkili lipokalin bir belirteç olabilir mi?
DEMİR, KORCAN
Amaç: Tip 1 diyabetli çocuklarda erken böbrek hasarını saptayabilmek için mikroalbüminüri dışında göstergelere gereksinim duyulmaktadır. Bu çalışmada, normotansif ve normoalbüminürik tip 1 diyabetli hastalarda böbrek hasarını göstermede nötrofil jelatinaz ilişkili lipokalin'in (NGAL) yerinin araştırılması ve NGAL ile klinik ve laboratuvar değişkenler arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlandı.\r\nYöntem: Tip 1 diyabetli 46 adölesan [E/K: 24/22; ortanca yaş 14,5 (12,2-16), diyabet süresi 4,8 yıl (2,6-6,7), HbA1c %7,9 (7,2-9,2)] ve 21 kontrol olgusu [E/K: 7/14; ortanca yaş 14,8 (13,6-15,5)] klinik, (idrar ve plazma NGAL dahil) laboratuvar ve ambulatuvar kan basıncı ölçümü (ABPM) parametreleri açısından karşılaştırıldı. Tip 1 diyabetli olgular, NGAL düzeylerinin çalışma parametreleri ile ek analiz yapılmak üzere yüksek normal albüminüri, uzun dönem HbA1c değerinin %8,2'den yüksek olması, diyabet süresinin beş yıl ve üstünde olması, ABPM ile hipertansiyon varlığı ve kan basıncında gece düşüşünün yetersiz olmasına göre alt gruplara ayrıldı.\r\nBulgular: Diyabetli olgularda ortanca kan ve idrar glukozu, HbA1c, spot idrar NGAL/kreatinin oranı [13,2 (8,3-43,1)'e karşı 4,8 (2,9-20,2), p=0,015], gündüz sistolik ve diyastolik kan basıncı SDS ve yükü daha yüksek bulundu. İdrar NGAL düzeyleri ile albümin/kreatinin oranı arasında (r=0,452, p=0,002), plazma NGAL düzeyleri ile gece sistolik kan basıncı yükü arasında (r=0,309, p=0,037) korelasyon saptandı. Yüksek normal albüminüri grubunda (n=6) düşük normal albüminüri grubuna (n=40) göre daha yüksek ortanca idrar NGAL [48,7 ng/mL (27,9-149,1)'ye karşı 11,2 ng/mL (6-23,4), p=0,004] ve idrar NGAL/kreatinin [39,3 ng/mg (21,1-126,3)'e karşı 11,8 ng/mg (6,3-40,9), p=0,03] değerleri olması dışında alt grup karşılaştırmaları benzer NGAL düzeyleri ile sonuçlandı.\r\nSonuç: Normoalbüminürik ve normotansif tip 1 diyabetli adölesanlarda saptanan idrar NGAL seviyeleri erken dönem böbrek hasarını göstermektedir. Artmış NGAL düzeylerinin ileride gelişecek diyabetik komplikasyonlar açısından öneminin araştırılması gerekmektedir. \r\n\r\nObjective: Biomarkers other than microalbuminuria are needed to detect early kidney injury in children with type 1 diabetes. Here, we aimed to determine the place of neutrophil-gelatinase associated lipocalin (NGAL) in detecting diabetic kidney injury in normoalbuminuric and normotensive adolescents with type 1 diabetes and to assess the relationship between NGAL and clinical and laboratory variables.\r\nMethods: Forty six adolescents with type 1 diabetes [M/F: 24/22; median age 14.5 years (12.2-16), diabetes duration 4.8 years (2.6-6.7), HbA1c 7.9% (7.2-9.2)] and 21 control cases [M/F: 7/14; median age 14.8 years (13.6-15.5)] were compared regarding clinical, laboratory (including urine and plasma NGAL), and ambulatory blood pressure monitoring (ABPM) variables. According to risk factors including high-normal albuminuria, long-term HbA1c&gt;8.2%, diabetes duration â‰¥5 years, hypertension detected by ABPM, and nondipping, type 1 diabetics were divided into subgroups allowing further assessment of association of NGAL levels with study variables.\r\nResults: Median blood and urine glucose, HbA1c, spot urine NGAL/creatinine ratio [13.2 (8.3-43.1) vs. 4.8 (2.9-20.2), p=0.015], and daytime systolic and diastolic blood pressure (BP) SD score and BP loads were found higher in diabetics. Urine NGAL levels were found to be correlated with albumin/creatinine ratio (r=0.452, p=0.002) while plasma NGAL levels were correlated with nighttime systolic BP load (r=0.309, p=0.037). Subgroup analyses showed similar NGAL levels except higher median urine NGAL levels [48.7 ng/mL (27.9-149.1) vs. 11.2 ng/mL (6-23.4), p=0.004] and urine NGAL/creatinine ratio [39.3 ng/mg (21.1-126.3) vs. 11.8 ng/mg (6.3-40.9), p=0.03] in diabetics with high-normal albuminuria (n=6) compared to those of patients with low-normal albuminuria (n=40).\r\nConclusion: Urine NGAL levels indicate early kidney injury in normoalbuminuric and normotensive adolescents with type 1 diabetes. The importance of elevated NGAL levels needs to be evaluated for future development of diabetic complications
</description>
<pubDate>Sat, 01 Jan 2011 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/20.500.12397/13450</guid>
<dc:date>2011-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Çalışma yaşamında psikososyal etmenlerin koroner kalp hastalığı risk skoru ve risk etmenleri ile ilişkisi </title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12397/13449</link>
<description>Çalışma yaşamında psikososyal etmenlerin koroner kalp hastalığı risk skoru ve risk etmenleri ile ilişkisi 
ARIK, HALE
Giriş ve Amaç: Koroner kalp hastalığı (KKH) için bilinen biyolojik ve davranışsal risk etmenlerinin yanı sıra psikososyal etmenler önemli bir risk etmeni olarak kabul görmektedir. Bugüne kadar özellikle gelişmiş ülkelerde iş gerilimi ve KKH ilişkisi üzerine yapılmış pek çok araştırma bulunmakla birlikte gelişmekte olan ülkelerde az sayıda araştırma bulunmaktadır. Bu araştırmanın amacı; Balçova İlçesi'ne bağlı olan 5 mahallede yaşayan 30-64 yaş arası toplumda iş gerilimi ve koroner kalp hastalığı (KKH) riski ve metabolik sendrom arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Yöntem: Kesitsel ve analitik tipte toplum tabanlı bir araştırmadır. Araştırma örneği, Balçova'nın Kalbi (BAK) projesine katılan 30-64 yaş, çalışan bireyler arasından tabakalı rasgele yöntemi ile seçilmiştir. Anketörler Nisan - Haziran 2010 arasında seçilen örnekteki kişilerin evlerine giderek yüz yüze görüşerek "iş yükü-kontrol-destek" modelini temel alan ölçek aracılığıyla verileri toplamıştır. Çözümlemeler 191 kadın ve 216 erkek çalışan üzerinden yapılmıştır. Bağımlı değişkenler ile bağımsız değişkenler arasındaki ilişkilerin çözümlemesi için t- testi, ki-kare, ANCOVA ve lojistik regresyon analizleri yapılmıştır. Bulgular: Kadınların erkeklere göre daha eğitimli oldukları, daha çok beyaz yakalı işlerde çalıştıkları ve ekonomik durum algılarının daha iyi olduğu saptanmıştır. Erkeklerin %20'si, kadınların ise %18'i yüksek gerilimli işlerde çalışmaktaydı. Hem Framingham Risk Skoru hem de metabolik sendrom ile yapılan çözümlemelerde iş gerilimi ve bileşenleri ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Eğitim, yaş, mesleksel durumuna göre yapılan düzeltmeler bulgularda bir değişikliğe neden olmamıştır. Sosyal destek durumu ve iş gerilimi arasındaki etkileşim de istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Ayrıca temel KKH risk etmenleri ile ayrı ayrı yapılan analizlerde de iş gerilimi ve bileşenleri arasında istatisitksel olarak anlamlı ilişki saptanmamıştır. Sonuç: Araştırmada iş gerilimi ile temel KKH risk etmenleri ile hesaplanan Framingham Risk Skoru ve metabolik sendrom arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanamamıştır. Psikososyal etmenler KKH için gelişmiş ülkelerde önemli bir risk etmeni olarak görülmekle birlikte, gelişmekte olan ülkelerde benzer sonuçlara dair çok az kanıt bulunmaktadır. Background: Beside the well established biological and behavioral risk factors, psychosocial factors are accepted as important risk factors for coronary heart diseases (CHD). While there is abundant evidence for the association between job strain and CHD in developed countries, there has been inadequate research on this association in developing countries. The aim of this study is to examine the association between job strain and the risk of CHD and metabolic syndrome among the 30-64 year old residents living in 5 neighbourhoods of the Balçova district. Method: This is a population-based cross sectional study. The study sample was derived with stratified random sampling technique from the employed individuals aged between 30 to 64 who participated in "Balçova's Heart Project" . The survey was conducted by means of a face to face interviewbased on the demand-control-support questionnaire applied in participants' houses between April-June 2010. 191 female and 216 male participants were included in the analyses. T-test, chi-square test, ANCOVA and logistic regression models were used in order to assess the association between the dependent and independent variables. Results: Women were found to have higher education levels, have more white-collar jobs, and have better economic status perception than men. 20% of men and 18% of women have been working in high-strained jobs. There was significant association of job strain with neither the Framingham risk score nor metabolic syndrome. The adjustments for education, age, and occupation did not alter the results. The interaction between the social support and job strain was also not signicant. Moreover no significant association was obtained in the separate analyses performed in each major CHD risk factor for job strain and for its each subdomain. Conclusion: In the study it was concluded that job strain did not have an impact on both the Framingham risk score and metabolic syndrome. Although pyschosocial factors are known as important risk factors for CHD in developed countries, the evidence in developing countries is scarce. 
</description>
<pubDate>Sat, 01 Jan 2011 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/20.500.12397/13449</guid>
<dc:date>2011-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
