<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rdf:RDF xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel rdf:about="http://hdl.handle.net/20.500.12397/2854">
<title>Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, C26/S3 (2012)</title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12397/2854</link>
<description/>
<items>
<rdf:Seq>
<rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/20.500.12397/3889"/>
<rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/20.500.12397/3888"/>
<rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/20.500.12397/3887"/>
<rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/20.500.12397/3886"/>
</rdf:Seq>
</items>
<dc:date>2026-05-09T16:32:49Z</dc:date>
</channel>
<item rdf:about="http://hdl.handle.net/20.500.12397/3889">
<title>Kanser Tedavisinde Kullanılan İlaçlar Ve  Nefrotoksisite</title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12397/3889</link>
<description>Kanser Tedavisinde Kullanılan İlaçlar Ve  Nefrotoksisite
EREN, Erdinç; ATA, Alper; ARICAN, Ali
 Antineoplastik ilaçlar vücutta patolojik biçimde çoğalmakta olan kanser hücrelerini yok  ettikleri gibi, hızlı biçimde çoğalmakta olan normal hücreleri de yok ederler. Bu nedenle  çoğu kanser ilacının kemik iliği, kan hücreleri ve diğer hızlı çoğalan hücreleri içiren  dokular üzerine de yan etkileri vardır. Böbrek hücrelerinin bölünme hızı yüksek  olmamasına rağmen, yüksek kan akımı ile karşılaşması, medüller interstisyumda  toksinleri konsantre etme yeteneği ve tübüler epitelde spesifik taşıyıcılara sahip olması nedeniyle toksik zedelenmeye oldukça duyarlıdır. Bu derlemede kanser tedavisinde  kullanılan ilaçlara bağlı böbrek bozukluğunu ve nefrotoksisitesi en sık gözlenen kanser  ilaçlarının nefrotoksik etki mekanizmalarını değerlendirmeyi amaçladık.  Antineoplastic drugs that destroy rapidly dividing tumor cell, but also destroy rapidly  dividing normal cells. Thus most of antineoplastic drugs have unwanted efects on bone  marrow, blood cells and the other tissue that contain rapidly dividing cells. Renal cells  have low dividing rate, however they are highly sensitive to toxic damage, because  high renal blood flow, capabilty of consantraiting toxin in medullary interstitium and  spesific transporting proteins in tubuler epitelium. In this paper we aim to review renal  impairment due to the drugs used in canser treatment and the mechanism of action 
</description>
<dc:date>2012-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://hdl.handle.net/20.500.12397/3888">
<title>Hipotonik İnfant: Klinik Ve Etiyolojik Değerlendirme</title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12397/3888</link>
<description>Hipotonik İnfant: Klinik Ve Etiyolojik Değerlendirme
BAYRAM, ERHAN; YİŞ, ULUÇ; HIZ KURUL, AYŞE SEMRA 
 Pediatri hekimlerinin özellikle yenidoğan döneminde sık karşılaştığı klinik tablolardan  biriside hipotonidir. Hipotoniyi santral (beyin, beyin sapı ve servikal spinal bileşke) ve  periferal hipotoni (ön boynuz hücreleri, periferik sinirler, nöromuskuler bileşke ve  kaslar) olarak sınıflamak mümkündür. Ancak santral ve/veya periferal sinir sistemini  etkileyebilen bazı multisistemik hastalıklar da klinik olarak hipotoni ile karşımıza çıkabilmektedirler. Hipotoniye neden olan durumların ortaya çıkartılmasında, nöroloji,  genetik ve metabolizma bölümlerini içeren multidispliner yaklaşım gereklidir. Bu  derlemede hipotoniye klinik yaklaşım ve sık görülen hipotoni nedenleri tartışılacaktır.  Hypotonia is one of the frequent clinical finding that the pediatricians detected,  especially in neonatal period. Hypotonia could be classified as central ( brain,  brainstem and cervical spinal junction) and peripheral hypotonia (anterior horn cells,  peripheral nerves, neuromuscular junction and muscles). However, multisystemic  diseases that can affect central and/or peripheral nervous system may prove to a  clinical hypotonia. Multidisciplinary approach is essential to detect the situations that  can cause hypotonia, including neurology, genetic and metabolic disorders  departments. In this study, the causes and the clinical approach to hypotonia were  reviewed. 
</description>
<dc:date>2012-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://hdl.handle.net/20.500.12397/3887">
<title>Katılımcı Sunum İlkeleri</title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12397/3887</link>
<description>Katılımcı Sunum İlkeleri
MUSAL, BERNA
 Sunum sırasında öğrencilerin ilgisini çeken, aktif katılımlarını sağlayan, pasif dinleme  yerine düşünmelerini uyaran yöntem ve stratejilerin kullanımı önerilmektedir. Bu  makalede katılımcı sunumların planlanması ve uygulanmasına yönelik öneriler  bulunmaktadır  During the lectures, methods and strategies should be used to generate interest of  students, facilitate participation of them and stimulate thinking instead of passive  listening. This paper provides suggestions for planning and implementation of  interactive lectures 
</description>
<dc:date>2012-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://hdl.handle.net/20.500.12397/3886">
<title>Dev Servikal Lipoma, Servikal Bölgenin Nadir  Benign Tümörü: İki Olgu Sunumu</title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12397/3886</link>
<description>Dev Servikal Lipoma, Servikal Bölgenin Nadir  Benign Tümörü: İki Olgu Sunumu
KOÇ, Gonca; Altay, Canan;  ERDOĞAN, Nezahat; TUZUNER, Murat; OYAR, Orhan
 Lipomlar, en sık saptanan mezenşimal orjinli benign tümörlerdir. Vücutta herhangi bir  yerde izlenebilirler, servikal bölgede ise oldukça nadir olarak karşımıza çıkarlar ve  posterior cilt altı düzeyde daha sık rastlanırlar. Asemptomatik yavaş büyüyen  yumuşak doku kitlesi olarak karşımıza çıkan lipomlar, dev boyutlara ulaşabilirler. Bu  olgu bildirisinde nadir rastlanmaları nedeniyle anterior ve posterior servikal bölgede  yerleşimli histopatolojik olarak tanısı doğrulanmış iki dev lipom olgusunun radyolojik  bulguları literatür eşliğinde tartışılmıştır.  Lipomas are the most frequent benign tumors of mesencymal origin. Even though they  can be viewed anywhere in the body, come as quite rare in the cervical region and can  be seen more common in the posterior cervical region subcutaneously. Lipomas which  appear as asymptomatic, slow growing soft tissue masses can reach giant proportions.  In this case report, due to seeing rarely, two cases of giant lipomas in the anterior and  posterior servical region are discussed by radiologic findings; the diagnosis was  histopathologically confirmed. 
</description>
<dc:date>2012-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</rdf:RDF>
