<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>DEÜ Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, C5/S12 (2006)</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12397/4726" rel="alternate"/>
<subtitle/>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12397/4726</id>
<updated>2026-05-09T16:10:27Z</updated>
<dc:date>2026-05-09T16:10:27Z</dc:date>
<entry>
<title>Osmanlı'yı Özlemek ya da Tarih Tasarlamak</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12397/4855" rel="alternate"/>
<author>
<name/>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12397/4855</id>
<updated>2015-10-16T11:46:42Z</updated>
<published>2006-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Osmanlı'yı Özlemek ya da Tarih Tasarlamak
Hepimizin bildiği gibi, tarih, kendisinden insanlığın tüm geçmiş deneyimlerini öğrendiğimiz bir insan bilimidir. Ama tarihsel olayların tam ya da kesin anlamını bilmek olanaklı mıdır? Kimisi geçmişi özler ve onun koşullarını ve kategorilerini kendi çağına ya da zamanına taşımaya çalışır. Öte yandan kimisi de tarihe kendi çıkar ve bakış açısına göre anlam verir. Ama bize bilimsel kesinlik veren nesnel yöntemler geliştirmek tarihçinin görevidir. Bu, Salih ÖZBARAN tarafından yazılan Osmanlı'yı Özlemek ya da Tarih Tasarlamak adlı kitabının amacıdır ve aşağıda adı geçen eser Kemal ARI tarafından tanıtılacaktır
</summary>
<dc:date>2006-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>1908 - 2008: Jön Türk Devriminin 100. Yılı, Uluslararası Kongre (28 - 30 Mayıs 2008)</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12397/4854" rel="alternate"/>
<author>
<name/>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12397/4854</id>
<updated>2015-10-16T11:46:39Z</updated>
<published>2006-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">1908 - 2008: Jön Türk Devriminin 100. Yılı, Uluslararası Kongre (28 - 30 Mayıs 2008)
Jön-Türk devrimi, Tarık Zafer TUNAYA'nın söylediği gibi, "Türkiye Cumhuriyeti'nin laboratuarı"dır. Bu devrim, Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihsel arka planının en önemli bileşenlerinden birini oluşturur. Modern Türk tarihini incelemek isteyen her tarihçinin bu zaman kesitini irdelemesi zorunludur. Bu nedenle, 2008 yılında, bu konu üzerine Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi'nde büyük bir uluslar arası kongre düzenlenmiştir. Halil İNALCIK, Sina AKŞİN, Feroz AHMAD, Ahmet MUMCU, Şerafettin TURAN gibi ta153rihçilerin katıldığı kongrede neler yaşandığını bu çalışmamızda betimlemeye çalışacağız
</summary>
<dc:date>2006-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>80. Yılında Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sempozyumu (İstanbul, 7-8 Kasım 2003) </title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12397/4853" rel="alternate"/>
<author>
<name/>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12397/4853</id>
<updated>2015-10-16T11:46:36Z</updated>
<published>2006-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">80. Yılında Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sempozyumu (İstanbul, 7-8 Kasım 2003) 
Bu sempozyumun konusu, modern Türkiye'yi kuran Lozan Konferansı'nda, Türkiye ve Yunanlılar tarafından imzalanan Türk-Yunan nüfus mübadelesine ilişkin anlaşmadan sonra, Müslüman Yunan nüfusu ve Türkiye'deki Ortodoks Hıristiyan Yunan nüfusu arasında gerçekleşen nüfus mübadelesidir. Bu nüfus mübadelesi her iki taraf üzerindeki kültürel, toplumsal, ekonomik ve edebi etkileri bakımından incelenebilir. Bu sempozyum hem Türk hem Yunan bilim adamlarının katıldığı ve Türkiye'de düzenlenen ilk konferanstır. Bu açıdan, bunun bu araştırma alanında daha önce görmediğimiz çok önemli bir ilerleme olduğu söylenebilir. Bu sempozyumun bilimsel yöntemi, konuları nesnel ve önyargısız bir bakış açısından incelemesinden oluşur. Ve konuyla ilgilenen öteki çalışmalara önemli bir örnek teşkil eder. Nüfus mübadelesi bireysel yaşamları doğrudan etkiler. Buna göre, o yalnızca tarihsel bir sorun değil, ama aynı zamanda varoluşsal bir sorundur. Çünkü birinin fiziksel yaşam alanını değiştirmek onun dünyasını değiştirmektir. Kültür, edebiyat, ekonomi ve toplum kişinin bireysel kimliğini oluşturur. Bir yaşam biçiminin değişmesi, öyleyse, bu kimliğin değişmesi anlamına gelir. Böylece, bu sempozyum tarihin akışı içinde değişen bireysel kimlikleri ve bireysel dünyaları inceleyecektir.
</summary>
<dc:date>2006-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Geçmişten Günümüze Irak'ta Türkmen Politikası</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12397/4852" rel="alternate"/>
<author>
<name>Yılmaz, İlhan</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12397/4852</id>
<updated>2020-06-16T12:44:47Z</updated>
<published>2006-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Geçmişten Günümüze Irak'ta Türkmen Politikası
Yılmaz, İlhan
Türkmenler, bin yılı aşkın bir süredir Irak topraklarında yaşamaktadırlar. Osmanlı İmparatorluğu döneminde yönetimde oldukça etkili olan Türkmenler, Irak halkının eğitimli ve aydın bölümünü oluşturmaktadır. Türkmenler, Irak'ın 3. asli unsurudur. Türkmenlere karşı Irak Devleti'nin tavrı zaman içinde değişikliğe uğramış ve istikrarsız bir seyir izlemiştir. Irak yönetimleri kuruluşundan günümüze kadar Araplaştırmak, Kürt grupları ise özellikle 1990'dan sonra Kürtleştirmek için çaba harcamışlardır. Binlerce Türkmen Irak iktidarlarının insanlık dışı uygulamalarının kurbanı olmuştur. Genel olarak bakıldığında Türkmenler politik mücadelelerinde barışçıl yöntemleri seçmişlerdir. Türkmenler, silahlı çatışmayı reddeden bir toplum olarak da bilinmektedir. Türkmenler, meşru haklarını kazanmak için çaba sarf etmektedirler. Türkmenlere haklarının verilmemesi durumu, Irak'ın işgal edilmesinden sonra da ABD tarafından sürdürülmektedir. Irak Türkmenleri ABD'nin işgali sonrasında Irak'tan dışlanarak asimile edilmek istenmiş, Türk şehri Kerkük, Barzani ve Talabani'ye bağlı kuvvetlerce işgal edilerek bölgeye önemli miktarda Kürt nüfusu kaydırılmıştır. Türkiye'nin bölgedeki tek dostu, geleceğe yönelik hedefleri olan Türkmenlerdir. Türkiye'nin Türkmen konusuna daha fazla önem vermesi, haklarının garanti altına alınmasını sağlaması gerekmektedir. Ancak Türkmenlerin de her şeyi Türkiye'den beklemeden, sadece kendilerine güvenerek, kendi ayakları üzerinde durması gerekmektedir.
</summary>
<dc:date>2006-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
