<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rdf:RDF xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel rdf:about="http://hdl.handle.net/20.500.12397/2850">
<title>Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, C25/S2 (2011)</title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12397/2850</link>
<description/>
<items>
<rdf:Seq>
<rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/20.500.12397/3851"/>
<rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/20.500.12397/3850"/>
<rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/20.500.12397/3849"/>
<rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/20.500.12397/3848"/>
</rdf:Seq>
</items>
<dc:date>2026-04-09T07:10:55Z</dc:date>
</channel>
<item rdf:about="http://hdl.handle.net/20.500.12397/3851">
<title>Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğinin Kadın Üreme Sağlığına Etkisi: Türkiye Örneği</title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12397/3851</link>
<description>Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğinin Kadın Üreme Sağlığına Etkisi: Türkiye Örneği
GİRAY ŞİMŞEK, HATİCE
Küresel kapitalizme özgü neoliberal politikalar ulusal ve uluslar arası düzeyde pek çok eşitsizliğe neden olmaktadır. Oluşan eşitsizlik alanlarında kadınlar daha da eşitsiz konumdadırlar. Pek çok alanda yaşanan güç ilişkileri toplumsal cinsiyet eşitsizliği unsurunu yaratmaktadır. Türkiye'de de toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle kadınlar daha düşük öğrenime sahip olmakta, daha az işgücüne katılmakta, daha az gelir elde etmektedir. Bunlara toplumsal baskının da eklenmesiyle yaşanan cinsiyet eşitsizliği doğrudan ya da dolaylı etki ile sağlıksızlığa neden olmaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği sağlık alanında kadının en çok üreme sağlığını etkilemektedir. Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kadın üreme sağlığına ilişkin başlıca etkileri kadına yönelik şiddet, namus cinayetleri, kızlık zarı kontrolü, cinsiyet seçimi ya da ihmal, istenmeyen ya da ergen gebelikler, sağlıksız koşullarda düşükler, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, hastalıkların tanısında gecikme, üreme sağlığı hizmetlerine ulaşamamadır. Bunların da sonucunda kadınlar daha çok hastalık yüküne sahip olmakta, engelliliğe maruz kalmakta ya da ölmektedir.  The neoliberal policies of the global capitalism cause many inequalities in national and international level. Within these inequalities, women are in more unfavorable situation. Power relationships that can be seen in many areas create gender inequalities. In Turkey, with the effect of gender inequalities, women are less educated, participated less in labor force and earned less. With the addition of social pressure, gender inequalities cause directly or indirectly ill health. Gender inequalities affect mostly reproductive health in health sector. In Turkey, main influences of gender inequalities on reproductive health are violence against women, honor murders, physical control of the hymen, gender selection, unwanted pregnancies or pregnancy in adolescence, abortion in unhealthy circumstances, sexually transmitted diseases, late diagnosis of the diseases, difficulty in accessing reproductive health service. As a conclusion, women face with higher burden of the diseases, disability or death.
</description>
<dc:date>2011-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://hdl.handle.net/20.500.12397/3850">
<title>Kolorektal Cerrahi Uygulanan Geriyatrik Bir Olguda Kombine Spinal Epidural Anestezi</title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12397/3850</link>
<description>Kolorektal Cerrahi Uygulanan Geriyatrik Bir Olguda Kombine Spinal Epidural Anestezi
BOZTAŞ, NİLAY; ÖZKARDEŞLER BİRLİK, SEVDA; AKAN, MERT; ONAY, VOLKAN; Özbilgin, Mücahit
Kolorektal cerrahi olgularını daha çok geriyatrik hasta popülasyonu oluşturmaktadır. Ülkemizde de geriyatrik hasta popülasyonu giderek artış göstermektedir. 79 yaşında, fiziksel durum sınıflaması ASA-II olan erkek hastaya sigmoid kanseri nedeniyle sigmoid rezeksiyon ve kolorektal anastomoz planlandı. İzotonik NaCl solüsyonu ile 10 ml/kg intravenöz sıvı yüklemesini takiben L3-L4 aralığından direnç kaybı tekniğiyle epidural aralığa girildi ve iğne-içinden-iğne tekniği kullanılarak 27G Quincke iğne ile subaraknoid mesafeye ulaşıldı. Berrak beyin omurilik sıvısı gelişi gözlendikten sonra 10 mg %0,5 hiperbarik bupivakain + 25 Î¼g fentanil karışımı intratekal uygulandı. On dakika sonra duyusal blok seviyesinin T6 olduğu gözlenen olguya epidural kateterden 10 ml %2 prilokain + 9 ml %0,5 izobarik bupivakain + 50 Î¼g fentanil karışımından 5 ml volüm verildi. Epidural ilaç uygulamasından 15 dakika sonra duyusal blok seviyesinin T4 olduğu saptandı. Yaklaşık 1,5 saat süren ve hemodinamik olarak stabil seyreden operasyonda epidural kataterden ek doz uygulanmadı. Operasyon sonunda duyusal blok seviyesinin T4 olduğu saptandı. Bu olguda, düşük doz lokal anestezik + opioid ile uygulanan kombine spinal epidural anestezi yöntemi ile stabil hemodinami, yeterli kas gevşemesi ve hasta-cerrah memnuniyeti sağlanmıştır.  Colorectal surgery patients are mostly in the geriatric age group. In our country, geriatric patient population is gradually increasing. For the 79 years old male patient, evaluated in the ASA II classification of physical status, sigmoid resection and colorectal anastomosis was planned due to sigmoid cancer. Following intravenous isotonic NaCl loading at 10 ml/kg, epidural space was located and entered at L3-L4 level using the loss of resistance technique, and subarachnoid space was reached with a 27G Quincke needle using the needle-throughneedle technique. After clear cerebrospinal fluid was detected, 10 mg 0.5% hyperbaric bupivacaine and 25 Î¼g fentanyl combination was administered intrathecally. Sensory block level was observed at T6 within 15 minutes, and the patient was given 5 ml of the mixture of 10 ml 2% prilocaine + 9 ml 0.5% isobaric bupivacaine + 50 Î¼g fentanyl through epidural catheter. 15 minutes after the epidural injection, T4 level of sensory block was determined. In operation which lasted approximately 1.5 hours, the patient remained hemodynamically stable, and no additional epidural injection was administered. At the end of the operation, T4 level of sensory block was determined. In this case, combined spinal epidural anesthesia method was performed with low-dose local anesthetic and opioid and we achieved stable intraoperative hemodynamics, adequate muscle relaxation, and patient-surgeon satisfaction as well
</description>
<dc:date>2011-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://hdl.handle.net/20.500.12397/3849">
<title>Dapson Tedavisine Yanıtsız Bir Eritema Diskromikum Perstans Olgusu</title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12397/3849</link>
<description>Dapson Tedavisine Yanıtsız Bir Eritema Diskromikum Perstans Olgusu
AKARSU, SEVGİ; İLKNUR, TURNA; YILMAZ, YAŞAR; LEBE, BANU; FETİL, EMEL
Eritema diskromikum perstans gövde, ekstremiteler, yüz ve boyunda simetrik dağılım gösteren, asemptomatik ve yavaş ilerleyen kül grisi renginde maküllerle karakterize nadir görülen, benign, kronik ve idiyopatik bir pigmentasyon bozukluğudur. Bu hastalıkta tamamen etkili olan bir tedavi seçeneği henüz mevcut değildir. Birçok tedavi seçeneğinin denendiği görülmüş, ancak klofazimin ve dapson dışındaki tedavilerin büyük çoğunluğunun etkisiz olduğu bildirilmiştir. Burada dapson tedavisine yanıtsız EDP'lu 36 yaşında bir erkek olgu sunulmaktadır   Erythema dyschromicum perstans is an uncommon, benign, chronic, idiopathic pigmentary disorder characterized by asymptomatic, slowly progressive, ashy-gray macules over the trunk, extremities, face and neck with symmetrical distribution. No consistently effective treatment is yet available for this disease. Many therapeutic options have been tried, but the majority of them have been ineffective except clofazimine and dapson. Herein, we report a 36-year-old male of EDP who did not response to dapson treatment.
</description>
<dc:date>2011-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://hdl.handle.net/20.500.12397/3848">
<title>Lung Abscess and Pneumatocele After Accidentally Kerosene Ingestion in a Child</title>
<link>http://hdl.handle.net/20.500.12397/3848</link>
<description>Lung Abscess and Pneumatocele After Accidentally Kerosene Ingestion in a Child
TUNCEL, TUBA; Ölmez, Duygu; Babayiğit, Arzu; KARAMAN, ÖZKAN; ÇAKMAKÇI, HANDAN; UZUNER, NEVİN
Hydrocarbon compounds are easily accessible products. Exposure to hydrocarbons is usually by accidental ingestion especially in children younger than 5 years. Pneumonitis is the most common complication of hydrocarbon ingestion. However; formation of lung abscess and pneumatoceles is believed to be a very rare event. Herein; we report a four year old child with hydrocarbon pneumonitis who had developed lung abscess and pneumotocele.Hidrokarbon bileşikleri kolaylıkla ulaşılabilen ürünlerdir. Hidrokarbonlara maruziyet genellikle kaza sonucu içme ile özellikle 5 yaş altı çocuklarda olur. Pnömonit hidrokarbon alımının en sık komplikasyonudur. Bununla birlikte akciğer apsesi ve pnömotosel oluşumunun oldukça nadir bir olay olduğuna inanılır. Burada akciğer apsesi ve pnömotosel gelişen hidrokarbon pnömonitli dört yaşında bir çocuk sunuldu.
</description>
<dc:date>2011-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</rdf:RDF>
