<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>Dokuz Eylül Üniversitesi GSF Yedi:Sanat,Tasarım ve Bilim Dergisi, S10 (2013)</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12397/885" rel="alternate"/>
<subtitle/>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12397/885</id>
<updated>2026-04-09T06:30:22Z</updated>
<dc:date>2026-04-09T06:30:22Z</dc:date>
<entry>
<title>Türk müziği icralarının analizi için bir MIDI projesi</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12397/988" rel="alternate"/>
<author>
<name>GEDİK, Ali Cenk</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12397/988</id>
<updated>2020-06-16T12:44:29Z</updated>
<published>2013-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Türk müziği icralarının analizi için bir MIDI projesi
GEDİK, Ali Cenk
  Müzik teknolojisi alanındaki bu çalışmamız Türk müziği icralarının MIDI formatına dönüştürülmesi yöntemini uygulamalı örneklerle birlikte açıklamaktadır. MIDI formatı yaygın olarak batı müzikleri için kullanılan simgesel bir müzik temsil formatı olmasına karşılık içerdiği perde kaydırma (pitch bend) işlevi sayesinde, Türk müziği gibi Batı müziğinin 12 ton eşit yedirimli ses sisteminden farklı ses sistemlerini de temsil edebilme kapasitesine sahiptir. Bu anlamda Türk müziği'nin MIDI formatıyla temsil edilmesi çeşitli çalışmalarda gerçekleştirilmiş ve kendi başına herhangi bir yenilik içermemektedir. Diğer yandan bu tür çalışmalarda MIDI'nin temsil ettiği şey notası yazılı olan eserlerdir. Oysa Türk müziği icralarının notasyon ile ilişkisinin problemli olduğu bilinmektedir. Kısaca kuram ve icra arasındaki farklılıklar nedeniyle notasyon ile temsil edilemeyen per- deler vardır. Bu nedenle bu çalışmanın özgünlüğü icradaki perde zenginliğini MIDI formatında nasıl temsil edilebileceğini göstermesidir. Böylece bu çalışmada Türk müziği üzerine araştırmalarda kullanılabilecek yeni bir araç tanımlanmıştır.     Our study within the domain of Music Technology presents the method of writing Turkish music performances in MIDI format by applied samples. Althouh MIDI format is a kind of symbolic representation of music widely used for Western music, the pitch bend function enables MIDI to represent musics which do not have 12 tone equal tempered tuning sysytem such as Turkish music. In this sense representation of Turkish music in MIDI format has been achieved in various studies. On the other hand only the notation of pieces were represented in such studies. It is well known that the relation between the notation and performance has serious problems. Briefly there exists pitches performed in Turkish music which have no correspondence in notation. Therefore, contribution of our study is the presentation of the richness of pitches in per- formances by writing them in MIDI format. Finally, this new tool can be used for the ethnomusicological and educational studies on Turkish music.  
</summary>
<dc:date>2013-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Oryantalist resimlerde Türk halıları</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12397/987" rel="alternate"/>
<author>
<name>ÖZKAVRUK ADANIR, ELVAN</name>
</author>
<author>
<name>İLERİ, Berna</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12397/987</id>
<updated>2020-06-16T12:44:29Z</updated>
<published>2013-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Oryantalist resimlerde Türk halıları
ÖZKAVRUK ADANIR, ELVAN; İLERİ, Berna
  Oryantalist resim akımının, 1798'de NapolÃ©on'un Mısır seferi ile başladığı ve özellikle 19. yüzyılda gelişerek 1914 yılında I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla son bulduğu söylenebilir. İlk oryantalist ressamların çoğunun Doğu'yu hiç ziyaret etmeden tamamen kitaplardan elde ettikleri izlenimler doğrultusunda resimlerini yaptıkları bilinmektedir. Bu resimler önceleri hayal ürünü olarak yapılmış olsa da sanatçıların Doğu'yu ziyaret etmeleriyle daha gerçekçi olarak yapılmaya başlanmıştır. Oryantalist ressamlar Doğu hakkında duydukları ve hayal ettikleriyle yetinmemiş, bilimsel, askeri, diplomatik veya ticari gö- revler üstlenerek Doğu'ya seyahat de etmişlerdir. Seyahat ettikleri kentler arasında Cezayir, Kahire ve İstanbul en önemlileridir. Oryantalist resimlerde yer alan halılar, olaylar ve törenlerle bağlantılı olarak tüm detaylarıyla resmedilmiştir. Çalışma kapsa- mında çok sayıda oryantalist resim incelenmiş, bunlardan Rudolf Ernst'in 'Çiçek Satıcısı' ve 'Gözde ile' adlı tabloları, Giulio Rosati'nin 'Tavla Oyunu', 'Halı Satıcısı' ve 'Köle Pazarında Yeni Gelen Köleleri İncelerken' adlı tablolarında yer alan Türk halıları kompozisyon özellikleri açısından müzelerde yer alan Türk halıları ile karşılaştırmalı olarak açıklanmıştır.     It could be said that Orientalist art movement had started in 1798 when Napoleon embarked on his Egypt Campaign. The movement flourished during 19th century and ended in 1914 with the start of World War I. It is known that most of the first Orientalist painters did not visit the Orient, they did their paintings only with the impressions that they gained from the books. Although these first paintings were imaginary, they started to become more realistic when the artists began visiting the Orient. The Orientalist artists did not contented with what they imagine or hear about the Orient, they also undertook some sci- entific, military, diplomatic and commercial tasks during their visits to the Orient. Algiers, Cairo and Istanbul were among the cities they were travelled the most. The carpets were depicted in every detail in the Orientalist paintings in the connection with the theme of the painting. In the context of this study large number of orientalist paintings were examined and the Turkish carpets in the paintings of Rudolf Ernst - 'Flower Seller', 'Favorite of the Farm'- and Giulio Rosati -'Game of Backgammon', 'Carpet Seller' and 'Ins- pection of the New Arrivals in the Slave Market'- were compared with Turkish carpets found in the museums and also the compositions of the carpets were explained.  
</summary>
<dc:date>2013-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Metropolis filmi: aydınlanmanın diyalektiği, modernite, mit ve modern mimari</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12397/986" rel="alternate"/>
<author>
<name>AKGÜN YÜKSEKLİ, Berrín</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12397/986</id>
<updated>2020-06-16T12:44:29Z</updated>
<published>2013-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Metropolis filmi: aydınlanmanın diyalektiği, modernite, mit ve modern mimari
AKGÜN YÜKSEKLİ, Berrín
  Theodor Adorno ve Max Horkheimer, 'Aydınlanma'nın Diyalektiği: Felsefi Fragmanlar' (1947) adlı yapıtlarında, Aydınlanma projesinin yapısı gereği totaliter olduğunu ve mitolojiyi insan düşüncesinden kovmuş olmasına rağmen kendisinin mite gerilediğini öne sürmektedirler. Aydınlanma paradigmasının ürünü olan birer sanat dalı olarak erken 20. yüzyıl sineması ve mimarlık, Adorno ve Horkheimer'in bu savlarını doğrulamaktadırlar. Fritz Lang'in Metropolis (1927) adlı filmi; bir paradig- ma değişimi olarak Aydınlanma'nın, tarihsel bir dönem olarak Modernite'nin ve bu tarihsel döneme özgü bir üslup olarak Modern Mimari hareketin birbirleri ile ilişkilerinin çözümlenebilmesine olanak sağlayan çok katmanlı bir anlamsal yapı- ya sahiptir. Filmde Aydınlanma-mitoloji ile Modern Mimari-tarihsel içerik diyalektikleri paralel olarak işlenmiştir. Filmdeki, Metropolis'in makine estetiğine dayalı fütüristik ütopik mimarisi ile distopik tekno-totaliter toplumsal düzen arasındaki gerilim, gerçekte tarihsel üsluplardan yararlanmayı reddeden Modern Mimari hareketin ütopik karakteri ile mitoloji olarak tarihsel birikim arasındaki gerilimi yansıtmaktadır.     Theodor Adorno and Max Horkheimer asserted that the project of enlightenment which itself is already totalitarian ai- med to overthrow the myths from the human mind and to install human beings as masters reverted to mythology at the end, in their master work 'Dialectic of Enlightment: Philosophical Fragments' (1947). As artistic products of Enlightment Project, cinema and architecture of early twentieth century affirmed Adorno and Horkheimer's thesis. Fritz Lang's Metro- polis (1927)'s multi-layered messages enables us to comprehend the relationships between Enlightment as a paratigmatic change, Modernity as a historical period, Architectural Modernism as an artistic style which is a product of this paradigm and this historical period. In this film, dialectics of Enlightment/mitology and Architectural Modernism/historical content entwined. In reality, the tension between utopian futuristic architecture based on machine aesthetics of Metropolis and its distopian techno-totaliterian social order reflected the tension between utopian characteristic of Modern Avant-garde in architecture who rejects to use historical styles and historical content as mitology.  
</summary>
<dc:date>2013-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Osmanlı saray şenliklerinden günümüze bir kültür ürünü: nahıl</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12397/985" rel="alternate"/>
<author>
<name>ÖNGEN CORSINI, Duygu Ebru</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12397/985</id>
<updated>2020-06-16T12:44:29Z</updated>
<published>2013-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Osmanlı saray şenliklerinden günümüze bir kültür ürünü: nahıl
ÖNGEN CORSINI, Duygu Ebru
  ürk kültüründe ağaç çok önemli bir anlama sahiptir. Şaman inancı ile beraber ağaç, günlük hayata geçer ve bir iletişim aracı olarak kabul edilir. Hayat ağacı içinde barındırdığı tüm anlamları ile geleneklere yansır. Hayat ağacı Anadolu coğrafyasında İslamiyet öncesi ve sonrası Türk kültüründe, mimari ve el sanatlarında motif olarak kullanılır. Osmanlı İmparatorluğu'nda düzenlenen şenlik ve düğünlerde ağacın yeni bir yansıması üç boyutlu farklı ölçekteki nahıllarda görülür. Nahıl, düğün ve şenliklerde kullanılan, yukarı doğru incelen konik biçimi ile hurma ağacını andıran ve üzeri çeşitli şekillere sahip süslerle bezenmiş bir nesnedir. Nahıla yüklenen anlam ağaca yüklenen anlamla örtüşür. Tüm dikkatleri üzerlerinde toplayan nahıllar gücün ve güzelliğin toplumla paylaşımında önemli bir göstergedir. Tarihçiler küçük ve büyük ölçekli nahılların varlığından ve teknik özelliklerinden söz ederler. Saltanatın gücünün de yansıdığı nahıllar Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşü ile unutulmaya başlanmıştır. Türkiye'de nahılın izlerine nadir de olsa rastlanmakta, özel düğünlerde nahıl bir düğün göstermeliği olarak yalın biçimlerde kullanılmaktadır. Günümüz nahıl ustaları (nahılbentler) unutulmakta olan bu kültürü ve yansıması olan nahılları yaşatma çabasındadırlar.     Tree has great importance in Turkish culture. With the belief of Shamanism, tree is entered daily life and accepted as a tool of communication. All the meanings that the tree of life encompasses are reflected on traditions. Tree of life is used as a motive in architecture and handicrafts of Anatolian realm in Turkish culture before and after Islam. A new interpretation of tree is observed in the festivities and weddings organised in the Ottoman Empire with the use of three dimensional nahıls in different sizes. Nahıl is an object which is&amp;nbsp;used in weddings and festivals resembling a palm tree with its conic shape getting thinner as it goes upwards and is decorated with ornaments in different shapes. The meaning ascribed to nahıl coincides with the meaning ascribed to the tree. Nahıls which draw all the attention to themselves are important indicators in terms of sha- ring power and beauty with the society. Historians mention the existence and technical features of nahıls in small and large scales. Nahıls on which the power of sovereignty is also reflected have begun to be forgotten with the collapse of Ottoman Empire. The traces of nahıl are found, though rarely, in Turkey and it is used in plain forms as a sign of wedding ceremonies. As a reflection of an almost forgotten cultural tradition, nahıl makers (Nahılbents) of today strive to keep alive this tradition.  
</summary>
<dc:date>2013-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
