<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Mühendislik Bilimleri Dergisi, C15/S2 (2013)</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12397/2453" rel="alternate"/>
<subtitle/>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12397/2453</id>
<updated>2026-04-18T10:33:42Z</updated>
<dc:date>2026-04-18T10:33:42Z</dc:date>
<entry>
<title>SUSURLUK HAVZASI YILLIK AKIMLARININ TREND ANALİZİ VE  DEĞİŞİM NOKTASININ ARAŞTIRILMASI</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12397/2776" rel="alternate"/>
<author>
<name>YERDELEN, Cahit</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12397/2776</id>
<updated>2020-06-16T12:44:36Z</updated>
<published>2013-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">SUSURLUK HAVZASI YILLIK AKIMLARININ TREND ANALİZİ VE  DEĞİŞİM NOKTASININ ARAŞTIRILMASI
YERDELEN, Cahit
 Bu çalışmada Susurluk havzasındaki yıllık ortalama akım verileri istatistiki olarak değerlendirilerek bir  trendin ve eğer varsa hidrolojik bir değişim noktasının varlığı araştırılmıştır. Susurluk havzasında istatistiksel  olarak değerlendirme yapılabilecek ölçüm süresine sahip Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından işletilen 6 ölçüm istasyonun verileri kullanıldı. Verileri kullanılan akım gözlem istasyonlarının ölçüm süreleri 39 ile 68 yıl  arasında değişmektedir. Öncelikle verilerin kendi içinde rasgele olup olmadıkları Run testi kullanılarak tespit  edildi. Trend analizi için Mann-Kendall mertebe korelasyon yöntemi kullanıldı. Trend analizi sonucunda  havzadaki nehir akımlarında azalan yönde bir trend belirlendi. Pettitt ve Standart Normal Homojenlik  yöntemleri yardımı ile değişim yılı tespit edilmeye çalışıldı. Verisi kullanılan 6 akım gözlem istasyonundan  5'inde % 95 güven aralığında değişim yılı belirlendi. Yıllık ortalama akımların değişim yılını belirlemek için  kullanılan iki yöntem birbirleri uyumlu sonuçlar elde etti. Ayrıca homojenlik testi yöntemleri ile elde edilen  değişim yılları ile Mann-Kendall mertebe korelasyon yöntemi tarafından belirlenen trend başlangıç yıllarının  uyumlu olduğu gözlendi.  In this study, the annual mean streamflow data in Susurluk Basin were investigated to evaluate statistically  presence of a trend and a hydrological change point, if any. Statistically meaningful data from six gauging stations being operated by the State Hydraulic Works (DSI) in Susurluk Basin were used. The data used in this  study were measured over a period of 39 to 68 years. First of all, the randomness of the data is evaluated using  the Run test. Mann-Kendall rank correlation method was used for trend analysis. Trend analysis identified a  decreasing trend of the river flow in the basin. An effort was made to obtain the change year using Pettitt and  the Standard Normal Homogeneity Tests.In five of the six gauging stations, the change years were determined in  95% of confidence intervals. Results obtained using the aforementioned two methods were found to be  compatible with each other. In addition, the change years obtained by Homogeneity Test were found to be  compatible with the initial years of the trend determined using Mann-Kendall rank correlation method 
</summary>
<dc:date>2013-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>NOKTASAL SÜREÇLERDE EN YÜKSEK OLABİLİRLİKLİ KESTİRİM  İŞLEMİNİN EVRE İZGESİ</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12397/2775" rel="alternate"/>
<author>
<name>OKATAN, Murat</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12397/2775</id>
<updated>2020-06-16T12:45:12Z</updated>
<published>2013-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">NOKTASAL SÜREÇLERDE EN YÜKSEK OLABİLİRLİKLİ KESTİRİM  İŞLEMİNİN EVRE İZGESİ
OKATAN, Murat
 Noktasal süreçleri süren değişkenlerin kestiriminde kullanılan yöntemlerden biri â€˜en yüksek  olabilirlikli kestirim' işlemidir. Bu işlemin uygulama alanlarından biri, sinirsel aksiyon potansiyeli  dizilerinin içerdiği bilgilerin kestirimidir. Noktasal süreçlerin içerdiği bilgilerin en yüksek olabilirlikle  kestirilmesi işleminin evre izgesi henüz incelenmemiş bir konudur. Şimdiki çalışmada, bu evre izgesi,  sinirbilimsel açıdan gerçeğe uygun koşullar altında, benzetim yoluyla incelenmiştir. Çalışmanın  başlıca bulgusu, en yüksek olabilirlikli kestirim işleminin evre gecikmesinin incelenen frekans  aralığında istatistiksel olarak anlamlı olmadığıdır. İkinci bir bulgu ise aynı koşullar altında noktasal  süreç özyineli süzgecinin evre gecikmesinin sıfırdan anlamlı derecede büyük olduğudur. Bu sonuçlar,  sinir sisteminde gerçekleşen bilgi işlem süreçlerinin zamanlamasının incelendiği çalışmalar için önem  taşımaktadır.  One of the methods that are used for estimating variables that drive point processes is maximum  likelihood estimation. One application of this method is neural spike train decoding. The phase  spectrum of the point process maximum likelihood decoder has not been examined previously. Here,  this phase spectrum is examined in a simulated experiment under neuroscientifically realistic  conditions. The major finding of the study is that the phase delay of the maximum likelihood decoder is  statistically not significant in the frequency range of interest. A second finding is that, under the same  conditions, the phase delay of the point process recursive filter is significantly greater than zero.  These results are important for studies that examine the timing of information processing within the  nervous system. 
</summary>
<dc:date>2013-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>FİBER TAKVİYELİ POLİMER KOMPOZİT YAPRAK YAYLARIN  GELİŞİMİ</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12397/2774" rel="alternate"/>
<author>
<name>KOÇHAN, CEMAL</name>
</author>
<author>
<name>BELEVİ, MELİH</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12397/2774</id>
<updated>2020-06-16T12:44:36Z</updated>
<published>2013-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">FİBER TAKVİYELİ POLİMER KOMPOZİT YAPRAK YAYLARIN  GELİŞİMİ
KOÇHAN, CEMAL; BELEVİ, MELİH
 Bu çalışmanın amacı polimer kompozit yaprak yaylarda günümüze kadar olan gelişmeleri  ele almak ve yapılacak yeni çalışmalara yol göstermektir. Kompozit malzemeler konusundaki  araştırmaların ilerlemesi ile yaprak yayların fiber takviyeli polimer kompozit malzemelerden  üretilmesine yönelik çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalar neticesinde çelik yaprak yaylara  nazaran polimer kompozit yaprak yaylar % 85'e varan hafiflik, daha yüksek yorulma ömrü,  korozyona karşı yüksek direnç ve yüksek doğal frekans gibi avantajlara sahip olarak  üretilebilmiştir. Bu makalede, polimer kompozit yaprak yaylar ile ilgili yapılmış olan önemli  çalışmalar değerlendirilmiş ve yapılacak yeni çalışmalara yol gösterilmiştir  Aim of this study to review development of composite leaf springs and to sign new  investigations. Knowing the composite materials in detail by improved studies, design  attempts for fiber reinforced composite leaf springs are being increased. Fiber reinforced  polymeric composite leaf springs produced with advantages of 85% weight reduction,  improved fatigue life, better corrosion resistance and high natural frequency than steel leaf  springs. In this paper important studies on polymeric composite leaf springs are reviewed and  further studies announced 
</summary>
<dc:date>2013-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>SUALTI KABLOSUZ ALGILAYICI AĞLARI İÇİN ENERJİ ETKİN YÖNLENDİRME PROTOKOLÜ</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12397/2773" rel="alternate"/>
<author>
<name>BAYRAKDAR, Yonca</name>
</author>
<author>
<name>KANTARCI, Aylin</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12397/2773</id>
<updated>2020-06-16T12:44:36Z</updated>
<published>2013-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">SUALTI KABLOSUZ ALGILAYICI AĞLARI İÇİN ENERJİ ETKİN YÖNLENDİRME PROTOKOLÜ
BAYRAKDAR, Yonca; KANTARCI, Aylin
 Sualtı Kablosuz Algılayıcı Ağları'nın, yüksek yayılım gecikmeleri ve hata oranları, düşük  bant genişliği ve kısıtlı enerji kaynakları gibi kendine has özellikleri, bu ortamlar için protokol  geliştirme işini oldukça zorlaştırmaktadır. Tüm bu zorluklara ek olarak, düğümlerin tükenen  enerji kaynaklarını değiştirebilmek veya yeniden doldurmak yüksek maliyet gerektirmektedir.  Bu yüzden protokollerin enerji etkinliğini göz önünde bulundurmaları çok önemlidir. Bu  çalışmada, Sualtı Kablosuz Algılayıcı Ağları için, düğümlerin enerji tüketimlerini dengeli bir  hale getirerek ağın yaşam süresini uzatmayı ve ağdaki toplam enerji tüketimini azaltmayı  hedefleyen, Enerji Etkin Yönlendirme Protokolü (EEYP) adında bir yönlendirme protokolü  tanıtılmıştır. NS-2, Miracle benzetim ortamları ve Miracle sualtı eklentisi kullanılarak yapılan  deneylerle EEYP, toplam enerji tüketimi, başarılı paket oranı ve uçtan uca gecikme gibi  başarım ölçütleri dikkate alındığında, başarılısonuçlar vermektedir.  The charasteristic features of Underwater Wireless Sensor Networks, such as high  propagation delays and error rates, low bandwidth and limited energy sources make the  protocol design issue challenging for those environments. Besides all those difficulties, it is  very expensive to change or recharge the drained energy sources of the sensor nodes. Thus it  is very imortant to consider energy efficiency while developing protocols for those  environments. In this study, with the aim of reducing the total energy consumption and  extending the lifetime of the network by balancing the energy consumption of the nodes, a  protocol named Energy Efficient Routing Protocol for Underwater Wireless Sensor Networks  is proposed. Experiments with NS-2, Miracle and underwatermiracle extensions show that Energy Efficient Routing Protocol is successful in terms of the total energy consumption,  success rate and end-to-end delay. 
</summary>
<dc:date>2013-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
